Emeklilik ve emekli maaşları – Ahmet Sandal
Bundan iki üç ay kadar ilkin EYT gündemdeydi ve 2023 Mayıs seçimlerinden ilkin çıkarıldı ve erken emeklilik sağlandı.
Seçime yönelik bir hamleydi. Seçimlerde yarar sağlamış oldu mı, sağlamadı mı? Bu ayrı bir husus.
EYT denilen ve erken emeklilik getiren o Kanundan 2 milyona yakın şahıs yararlandı. Bu kadar kişinin ekonomiye getirmiş olduğu yük, ileride problem teşkil eder m, etmez mi?
Bu iki husustan, ikincisi mühim.
Emeklilikte Yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesiyle 2 milyon kişinin emekli olmasıyla toplam emekli sayısı 15,3 milyona ulaştı. Ülkemizin istihdam miktarının, sigortalı çalışan sayısının 25 milyon bulunduğunu düşündüğümüzde, istihdamdaki iki kişiden azca sigortalıya bir emekli düşmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin belirttiğine göre bu nispet 3 olmalıdır. Yani Ülkemizde 15 kişi, 10 emekliyi ödediği primlerle finanse ederken, normalde 30 çalışan 10 emekliyi finanse etmelidir.
Bu kısa izahat dahi göstermiştir ki, Ülkemizde toplumsal emniyet mali alt yapısı ve finansmanı bakımından durumumuz çok iyi değil.
EYT, Ülkemizin finansman yapısına yük getirmiş olduğu gibi, son zamanlarda Ülkemizin finansman durumuna yük getirecek bir beklenti ve istek daha var.
Emeklilerin maaşlarında artışlar istek ediliyor. Bu istek hem bizzat emeklilerin özelinde, hem de cemiyet genelinde yoğun bir halde dile getirilen bir taleptir.
Esasında emeklilerin maaşlarına ve emeklilik mevzusuna hiç bir girmek istemiyorum.
Ateşten bir gömlek ve netameli bir konu. Esasında bu mevzunun içerisine girilmesi zordur. İçine girdikten sonra çıkılması da zordur.
Sırf emekli maaşları değil, Kamuda maaş problemi ve maaş konusu, iğneli fıçı diyeceğimiz türden olabildiğince zor ve olabildiğince incitici bir konudur.
Nerden başlasan, nereye el atsan maaşlarda çözümsüzlük var. Bu emekli maaşlarında da öyledir, çalışanların maaşlarında da öyledir.
Kamuda performansa dayalı bir ücretlendirme yapılamadığı için, çalışan ya da çalışmayan aynı maaş almaktadır. Üreten de üretmeyen de aynı maaşı almaktadır. Hatta çalışmayanlara daha çok maaş veriliyor Kamuda.
Şaka değil gerçek. Kamuda “maaş mevzusu adeta naaş konusu” haline gelmiştir. Yani ölü, hissiz, hareketsiz ve el uzatılamayan bir mevzudur maaş konusu.
Maaş adaleti, ücret dengesi, çalışana daha fazla, üretken olmayana daha azca maaş verilmesi, olabildiğince önemli olsa da, performansa dayalı ücretlendirme çok önemli olsa da, Kamuda bu mevzunun üstüne gidilemiyor. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 1960’lı yılların ortasından beri uygulanmaktadır. Neredeyse benim yaşıma eşit bir Kanun.
Bu Kanunda ücretlendirmede, maaş göstergesi ve ücret sınıflandırmasında, hizmet gruplandırmasında değişim yapılır, Kanun sıklıkla değiştirilir. Kanun neredeyse yamalı bohçaya döndü. Ancak Kanunun baştan aşağıya değiştirilmesine ve adil bir ücretlendirme, memuriyet sınıflandırmasında hakkaniyete dayalı bir düzenlemeye kimse cesaret edemez. El yakan bir konu. Ateşten bir gömlek bu. Dokunanı yakar. Siyasilerin bu önemli mevzuya el atmakta çok isteksiz olmalarının nedeni bu.
Hakkaniyete dayalı, performansa göre ücretlendirme olabildiğince önemli bir mevzu ve bu mevzu uzun yıllardan beri çözümsüz. Sorunlar hep halının dibine itilmektedir.
Devlet Memurları Kanunundan meydana gelen ücretlerde haksızlıklar ve özlük haklarında problemler konusunu bir tarafa bırakalım. Gelelim emeklilik ve emekli maaşlarının azlığı sorununa. Çünkü bu yazımızın ana maksadı bu.
Avrupa’da, gelişmiş Ülkelerde emeklilik sistemi ve emekli maaşları ile Ülkemizdeki emeklilik sistemi ve emekli maaşları taban tabana birbirine zıttır. Avrupa’da, gelişmiş ülkelerde emekli yaşları 60 civarında iken, bizde bu yaş payı EYT ile beraber 45’lere kadar düşmüştür.
Bu çok aleni bir dengesizliktir. Bir diğer dengesizlik de emeklilerin maaşlarındaki dengesizliktir. Avrupa’da, gelişmiş Ülkelerde emeklilerin maaş durumları bizim Ülkemizdeki maaş durumlarının çok çok üzerindedir.
Emeklilere yönelik maaş artışının gündemde olduğu ve emeklilerimizin haklı olarak maaşlarını çoğaltmak için çabaladıkları bu dönemde, bundan seneler ilkin bir konferans esnasında o dönemin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı ile aramda geçen diyalogu hatırladım.
Bir gün, bir yerde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanı emeklilik sistemi ve emekli maaşları ile ilgili konferans yapıyordu. Ben dinleyici olarak en ön sırada ben oturuyordum. Hatta o sırada TRT çekimdeydi.
Ben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanına şu şekilde bir sual sordum: “Efendim ben hizmet içi eğitimler bundan dolayı bazı durumlarda Antalya’daki otellerde konaklıyorum. O otellerde Avrupa’dan bilhassa Almaya, Fransa ve İngiltere gibi Ülkelerden emeklilerin de konakladıklarını ve günlerce kaldıklarınım görüyorum. Ancak bizim Ülkemizdeki emeklilerden bir şahıs bile emekli maaşı ile o otelde kalamaz. Bizim emeklilerimiz ne vakit Türkiye’deki sahillerimizdeki otellerde dinlence yapabilecekler?”
Tabi, ben bu soruma uzun uzun tahlil, değerlendirme ve kapsamlı bir yanıt beklerken o dönemin SGK Başkanı kısaca, “Bizim ne zaman, Audi, Volkswagen, Mercedes, Opel, Renault, Jaguar gibi araba fabrikalarımız olursa, o vakit bizim emeklilerimiz de Akdeniz Sahillerinde, Ege Sahillerinde ya da Karadeniz Sahillerinde bulunan otellerde konaklayabilirler. Günlerce dinlence yapabilirler” dedi.
Evet, emeklilik maaşlarının yüksekliği tamamiyle Ülkenin ekonomik durumunun gelişmişliği ile birebir ilgilidir.
Bizim emeklilerimiz bırakın sahillerimizdeki otellerde konaklamayı, ikamet ettikleri şehirde bir yerden bir yere gidecek halde değiller. Bizim emekliler, belediye otobüsleri 65 yaşını geçenlere ücretsiz olmasa, kent içerisinde dahi gezemeyecek durumdalar.
Yazımın hacmini fazla uzatmak istemiyorum. Esasında bizim Ülkemizde emekli maaşlarının düşük olması sorunundan daha önce, “ücret adaletsizliği, emeklilerin bir kısmının yüksek alırken, bir kısmının düşük maaş alması sorunu” gelmektedir.
Halkımızın herkesin, istek eder çalışan olsun, istek eder emekli olsun, azca maaş almasına bir itirazı olamaz. Ancak, bir yerde, istek eder çalışan, istek eder emekli olsun, bir yanda çok çok yüksek maaş alanlar varken bir yanda çok olabildiğince azca maaş alanlar bulunmasına halkımızın büyük reaksiyon göstermesi çok tabidir.
Bu Ülkede aslolan problem budur.
Tekrar yineliyorum. “Adil ve dengeli bir ücret dağılımı olmadığı müddetçe halkımızın, istek eder çalışan, istek eder emekli olsun, maaşlarına itirazları devam edecektir…”
Bir yanıt yazın
Yorum yapabilmek için oturum açmalısınız.