Özdemir Asaf’ın mutlaka okunması gereken aşk şiirleri

Türk edebiyatının mühim isimlerinden biri olan Özdemir Asaf, sade ve çarpıcı dil kullanımıyla biliniyor. Şair; aşkı, hayatı ve insan ilişkilerini derin bir anlayışla işleyerek edebiyat dünyasında kendine has bir yer edinmiştir. Özellikle aşk şiirleri, duygu yüklü laflarıyla okuyuculara esin deposu olmuş ve romantizmin izlerini taşımıştır.

Özdemir Asaf’ın aşk şiirlerinin ana teması genelde aşkın karmaşıklığı, insanların romantik zenginliği ve ilişkilerin derinlikleri çevresinde döner. Şair, aşkın yalnızca neşe ve mutlulukla değil, bunun yanı sıra acı ve hüsranla da iç içe geçtiğini vurgular. Aranan Özdemir Asaf şiirleri haberimizde…

İşte Özdemir Asaf’ın aşk şiirlerinden birtakım alıntılar:

Benim söylemek için çırpındığım gecelerde

Siz yoktunuz.

Ben pırıl pırıl bir gemiydim eskiden.

İnanırdım saadetli yolculuklara.

Adalar var zannederdim güneşli, mavi, dertsiz.

Bütün hızımla koşardım dalgalara.

O vakit beni görseydiniz.

Ne sordularsa söyledim

Ellerim değdi dedim,

Gözlerim değdi dedim.

Ne sordularsa söyledim.

Ölebilirim genç yaşımda,

En hoş şiirlerimi söylemeden götürülebilirim.

Şimdi kavak yelleri esiyorken başımda,

Sevgilim,

Seni bir akşam üzeri düşündürebilirim.

Seni görünce

Aynı anda geçer aklımızdan

Aynı düşünce.

Bir duvar gibi aramızdan.

Sensiz de denizi seyredebiliyorum.

Hem dalgaların dili seninkinden açık.

Ne kadar hatırlatsan kendini boş.

Saçların uçuşurdu rüzgârdan.

Yanından seni seyrederdim.

Güneş yakardı, deniz yanardı.

Sen konuşurdun, dinlerdim.

Genç bir adamı öldürdüler romanda.

Korktun, tüm yininle ağlamaya başladın.

O ölen ben değildim.

Dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor,

Yarısı sen oluyorsun, yarısı ben.

Sonra ikimiz bir tüm oluyoruz,

Kimseye sezdirmeden.

Gelmen bir iyiliktir deyecektim.

Kapıyı hep başkaları açtı.

Farkında mısın,

Değilsin kendi bahçende.

Kendinden değil,

Kendini bu kendin sanışın.

Sana gitme demeyeceğim,

Ama gitme Lavinia.

Adını gizleyeceğim.

Sen de bilme Lavinia.

Ölsen, önce yazık oldu deyecekler.

Sonra durup, niçin öldü deyecekler.

Dostlar er geç unutacak bigün ama…

Uzun vakit seni anar sevmeyenler.

Ben seni var kıldım,

Senin yüzünden.

Seni ben yok ettim,

Senin yüzünden.

Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım,

Yolun geleceğini çizdim, geçmişi gibi.

Gömütleri çağrıştıran yapılarınızdaki

Yaşantılarınıza evler getirdim geldim.

Parça parça büyümüş bir çocuğu

Olgunluk aşamalarında yaşatırca öldüren nedir

Yüzümde hüzünden gölgeler kaldıysa,

İçimde örülen duvardan düşmüştür, çatladıysa.

Gülüş bir yanaşımdır bir diğer kişiye;

Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye.

Beni çizdi sonunda, yazıp da çizdiklerim.

Bana gülüyor şimdi, yitip yitirdiklerim.

Çizilmemiş olanlar yazmayıp bildiklerim.

Ah “bilip ettiklerim, bilmeyip ettiklerim.”

Her seven

Sevilenin boy aynasıdır.

Sevmek

Sevilenin o aynaya bakmasıdır.

Çiçeklerin adlarını

Birbirine benzemezlikleri

Adlandırır.

Biri tek başına yürür yazgısında,

Biri sepetlerde demet demet

Ününü kaldırımlandırır.

Bir şey olmasaydı

Yazmak olmayacaktı.

Başka bir şey de olmasaydı

Silmek olmayacaktı.

Artık hep orada olacak oradaki adam

Buradayken orada olmak istediği kadar.

Otuz sekiz saat önce oradan

Şarkılarıyla, şiirleriyle

Bir sarı saçlı geçmişti.

Yalnız’ın

Sakladığı bir şey vardır;

Boyuna onu değiştirir,

Boyuna onu arar…

Biri bulsa diye.

Bir lafda saklanmış bir yalanı

Bir gözde okuduğundan

Bakmaz kendi gözlerine bile.

Yalnız’ın ismi okunduğunda

Okulda ya da yaşamda

Kimse

“Burada”

deyemez…

Ama

Yok da…

Her leke

Kendisiyle çıkar.

”Kuşlar uçmak için doğmuş;

Kemiklerinin boş olduğundan anlıyoruz.

Açık ve malum bir yönü yok insanların.

Onu biz yaratıyoruz.”

”Yaşamak değil,

Beni bu telaş öldürecek”

”Benim söylemek için çırpındığım gecelerde,

Siz yoktunuz.”

”Ve senin, üstünde bin bir düşünce, günden

‘Oynaşır hatıranla, kalbinle, ümidlerinle.

Her şey düşünmektedir seninle.

Birden, bir rüzgar eser, sana doğru senden.

Seninle çoğalmaya adım atar kendisiyle bitenler

Hatırlayan ellerinle, unutmayan gözlerinle.”

”Seni öylesine düşündüm ki,

Öylesine, yaşamadan önce.

Senden diğer bir şey yok sanki..

Ama iyi mi da varın derim sana,

Düşüncelerimce.”

”Bir kelimeye

Bin anlam yüklediğim zaman

Sana sesleneceğim”

”Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç..

Başka şehirleri özleyelim orada seninle.

Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar

İkimize yetmez.”

”Gözlerinden gireceğim,

İçinde yer edeceğim.


‘Annesinin Kuzusu’nun ilk tanıtım videosu yayınlandı

Sana ordan sesleneceğim;

Ellerini ver, ver ellerini..

Seni öldüreceğim.”

”Sana hoş diyorlar;

Sakın olma.”

”Bir kitap okuyordun, dalgın..

İçinde insanoğlu seviyor, ya da ölüyorlardı.

Genç bir adamı öldürdüler romanda.

Korktun, tüm yininle ağlamaya başladın..

O ölen ben değildim.”

”Dünyanın nüfusu ikiye bölünüyor,

Yarısı sen oluyorsun, yarısı ben..

Sonra ikimiz bir tüm oluyoruz,

Kimseye sezdirmeden.”

”Beni istiyorsun, bahçeni sulayayım diye.

Sonra o tomurcuklar birazcık ben..

Sonra o çiçekler birazcık ben..

Sonra o yemişler birazcık ben..

Ve öğle sıcağında

Yapraklarımın gölgesinde

Avaz avaz sen.”

”Kime sorsan,

Evinde bir oda eksik.”

”Vurdun, acısı daha geçmedi,

Biliyorum, geçecek.

Ama öyle ağır konuştun ki ardından.

O, gittikçe gerçek.”

”Sana gitme demeyeceğim.

Gene de sen bilirsin.

Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim,

İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,

Ama gitme, Lavinia.

Adını gizleyeceğim

Sen de bilme, Lavinia.”

Bir yanıt yazın