Sağlıkçılardan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde eylem


Mehmet Cadıl kimdir?

Sağlık emekçileri, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde düzenledikleri eylemde, sıhhat çalışanlarının maaş ve cari giderlerinde kesinti, sağlıkta ekonomik, fiziki, ruhsal şiddet, artan iş yükü, mobbing ve baskıları protesto etti.

Eylemde meydana getirilen ortak açıklamada, “Gayri hukuki bir halde meydana getirilen kesintiler 15 gün içerisinde geri ödenmezse sıralı olarak amirinden memuruna kimin sorumluluğu var ise kendileri ile alakalı kanun dışı prosedür yapmaktan ve devleti bile isteye zarara uğratmaktan ihbarında bulunacağız. Burada bütün sorumluları uyarıyoruz. Şiddetten bunalmış sıhhat çalışanlarına bir de ekonomik sertlik uygulamayın” denildi.  

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün Anayasa’yı yok saydığını, anayasal bir hak olan iş bırakma eylemleri sebebiyle cari ödemelerde ve maaşlarda kesintiye gidildiğini belirten sağlıkçılar, bu hukuksuzluk bir an evvel düzeltilmezse bütün yetkililer ile alakalı ihbarında bulunacaklarını dile getirdi.

Sağlık emekçilerini bir araya getiren eylemde ortak basın açıklamasını Birlik ve Dayanışma Sendikası Marmara 1. Şube Başkanı Dr. Ahmet Taptuk Mehlepçi yaptı. 

Mehlepçi şunları söyledi:

“AÇLIK VE YOKSULLUK ALTINDA BİR ÜCRETLE ÇALIŞIYORUZ

Şiddet sona ersin, fakirlik sınırı altında bir tutara mahkum olmayalım, hem bizim hem toplumun sağlığı korunsun diye 1 ay ilkin gene buradaydık. Biz çözüm için gayret beklerken, yaşadığımız yetmezmiş gibi bu müdürlük binasındaki hukuk tanımaz bürokratların şiddetine maruz kaldık. Fiziki şiddet, sözel şiddet, şimdi de ekonomik şiddet. Sağlık çalışanları olarak 1-2 Ağustos’ta anayasal hakkımız olan iş bırakma eylemini gerçekleştirdik. Çünkü geçinemiyoruz. Açlık ve fakirlik sınırı altında bir ücretle çalışıyoruz.

ŞİDDETTEN BIKTIK

1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik zira şiddetten bıktık, usandık. Vandalların silahla hastane basmasına, çalışanların bıçaklanmasına, dövülmesine, yaralanmasına, öldürülmesine alışmayacağız. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik zira 11 haftalık gebe bir doktoru saçından tutup, hastane koridorlarında sürükleyen zihniyete şefkat yayınlayan bir bakanlıktan bıktık. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik zira aldığımız ücretlerin yüzde 70’i emekliliğe yansımıyor. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik çünkü artan iş yükü, baskı ve mobbingler ile tükenmişlik sendromu yaşıyoruz, arkadaşlarımız canına kıyıyor, asla umurlarında olmasa da.1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik çünkü uzun zamandır sahada aşılar, aile planlaması araçları eksikliğini yaşıyoruz.

Bunları dile getirip, doğruyu söylediğimiz için soruşturmalarla karşılaşıyoruz ve bu tarz şeyleri söylediğimiz için bakanlık tarafınca dava ediliyoruz. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik zira sistemin çarpıklıklarının ve eksiklerinin sorumlusu ne hekimler ne de hemşireler ne de  bütün sıhhat çalışanlarıdır. Vatandaşın buluşma bulamamasının sorumlusu da biz değiliz. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik çünkü 20 senedir baskı ve değersizleştirme politikalarından bezdik. 1-2 Ağustos’ta iş bırakma eylemine gittik zira bu bizim anayasal hakkımız. Defalarca bu hususta dava kaybettiniz, kaybetmeye devam edeceksiniz. Sizi yasalara uymaya çağrı ediyoruz.

İl Sağlık Müdürlüğü’nün yasayı bilerek ve isteyerek ihlal etmiştir

5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 3. maddesinde cari giderlerle alakalı şu ibare vardır. ‘Cari giderlerde damga vergisi hariç asla bir kesinti yapamazsınız.’ İl Sağlık Müdürlüğü’nün yasayı bilerek ve isteyerek ihlal etmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü cari ödemelerde kesintiye gitmiştir. Bununla yetinmemiş maaşlarımızda kesinti yapmıştır. Daha ilkin de diğer illerde aynısı şekilde bu hukuksuz yola tevessül edilmiş, mahkeme kapılarından geri dönülmüştür. Bu hususta yüzlerce dava kaybetmelerine karşın idarenin bu hukuksuz tutumu devleti de mahkeme ve avukatlık harcamaları açısından zarara uğratmış ve uğratmaya  devam edecektir. 

Kesintiler geri ödenmezse suç duyurusunda bulunacağız

İdare  bu hukuksuz yollara tenezzül etmekten vazgeçmez ve ilk ilkin tamamiyle gayri hukuki bir halde meydana getirilen bu kesintiler 15 gün içerisinde geri ödenmezse sıralı olarak amirinden memuruna kimin sorumluluğu var ise kendileri ile alakalı kanun dışı prosedür yapmaktan ve devleti bile isteye zarara uğratmaktan ihbarında bulunacağız. Burada bütün sorumluları uyarıyoruz. Şiddetten bunalmış sıhhat çalışanlarına bir de ekonomik sertlik uygulamayın. Kendilerine bu Anayasa Kitapçığını bırakacağız.”

Menemencioğlu: Yine bir hukuksuzluk örneği ile karşı karşıyayız

Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası 1. Nolu Şube Başkan Yardımcısı Dr. Melisa Menemencioğlu da eylemde şunları dile getirdi:

“Yine bir hukuksuzluk örneği ile karşı karşıyayız. Sağlıkta sertlik bu defa bize anayasal hakkımızı kullandığımız için idare edici şiddeti olarak geri geri döndü. ASM’ler için ödenen cari giderler hukuksuz bir halde kesildi. Fakirlik sınırında çalışan hemşire maaşları her gün geçtikçe artan sağlıkta şiddetle savaşım özlük haklarımızı gün geçtikçe elde edemememiz sebebiyle bunlarla savaşım ederken zar zor çevirdiğimiz ASM’lerimizden cari giderlerimiz kesildi. Bu şekilde yurttaş mağduriyetine de neden olacaklarını İl Sağlık Müdürlüğü’ne duyuruyoruz. Daha fazlası olması imkansız derken, her defasında bizleri şaşırtmaya süren İl Sağlık Müdürlüğü’nden bu tavrından geri dönmesini istek ediyoruz.”

Kurtuluş: Hastaları size gönderelim mi? Biz açlıktan ölelim mi?

Birlik dayanışma sendikası 1. Şube Yönetim Kurulu Üyesi Dr Senem Aslan Kurtuluş da eylemde şunları söyledi:

“Bizler aile sağlığı merkezlerimize, işimizi gücümüzü bırakıp buralara gelmekten bıktık fakat liyakatsiz yöneticiler bizi yukarıdan seyrederken yaptıkları hatalara doyamadılar. 1-2 Ağustos’ta ‘Dövülüyoruz, öldürülüyoruz, geçinemiyoruz’ diye haykırışlarımız tam da burada dün gibi aklımızda. 1-2 Ağustos’tan sonrasında parmaklarımız kırıldı, saçlarımız yolundu, 11 haftalık gebe halimizle tekmelendik, yerlerde sürüklendik ve hatta karnımızdan bıçaklandık yoğun bakımlarda hayat mücadelesi verdik, kaçırıldık. 1-2 Ağustos’tan sonrasında lütfeder gibi verdikleri garabet seyyanen zam ismi altında paranın yalnızca yarısını ödediler. 1-2 Ağustos’tan sonrasında sarı zarflar havada uçuştu. Soruşturma üstüne tahkîkat başlattılar. 1-2 Ağustos’tan sonrasında bunlar yetmedi kendi işletemedikleri aile sağlığı merkezlerini biz işletelim diye verdikleri cari gideri de kestiler. 1-2 Ağustos’tan sonrasında çalışarak hak ettiğimiz, emeğimizin karşılığı olan maaşımızı da kestiler. 1-2 Ağustos’tan sonrasında daha ne olsun istiyorsunuz Sayın Bakan? Dükkanı kapatıp gidelim mi? Mahkeme kapılarında restleşelim mi? Liyakatsiz yöneticilerle didişelim mi? Hastaları size gönderelim mi? Biz açlıktan ölelim mi? Toplum sağlığı için bu kadar emek verirken öldürülmeyi beklemiş olalım mi? Hayır. Biz susmuyoruz hakkımız olanı alana kadar bu yanlışlardan dönülene kadar meydanlarda olmaya devam edeceğiz.”

Bir yanıt yazın