Saman alevi lidercikler – Nihat Kaşıkcı

CHP’de kazan kaynıyor. Fakat kazanda pişen bir şey yok. Sade suya tirit misali, boş tencereye su doldurulmuş, gelen giden tuz atıp karıştırıyor.

Biraz abartılı bir benzetme mi oldu? Belki…

Fakat 28 Mayıs’ın ertesinde başlayan “Değişim de değişim…” avazları, giderek sönüyor, duyulmaz hale geliyor.

Ortalıkta bir stok boş söz var, fakat kayda kıymet bir görüş yok.

Değişim lafı sıklıkla tekrarlanıyor, fakat kimi, hangi siyaseti ve niye değiştireceğini söyleyen yok.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı bırakması istek ediliyor, kimse çıkıp da, “Kemal Bey bu işi beceremiyor, ben daha iyisini yaparım…” deme cesaretini gösteremiyor.

İçlerinde en yürekli olanları Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, o da Bolu’dan Ankara’ya kadar yürümeyi beceriyor da, “Ben CHP Genel Başkanlığına talibim…” diyemiyor.

İstanbul’un kayıp Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ha bire kendisini ileri ittirmeye çalışıyor, fakat karlı yokuştaki yaz lastiği gibi, yerinde patinaj çekip duruyor. Bekliyor ki, çevreden birileri kendisini Genel Başkan adaylığı için tahtırevan ile taşısın, Kemal Bey de, “Buyur gel Ekrem evladım, sen Genel Başkanlığı çoktan hak ettin…” desin.

Bugün bulunmuş olduğu yeri Kemal Bey’e borçlu olan Özgür Özel derseniz, karanlık bir köşede oturmuş, birilerinin kendisini keşfedip, CHP’nin başına geçirmesini bekliyor.

Yahu, bürokrasi bu mudur? Liderlik bu kadar ucuz mudur? Türk siyasî tarihli hangi lidere, geldiği makam öyle birileri tarafınca altın sini içerisinde sunulmuş?

Atatürk’ten başlayalım… Ona liderliği birileri mi ikram etti?

Adnan Menderes’e, Genel Başkanlık ve Başbakanlık, birilerinin hediyesi mi oldu?

Süleyman Demirel, devletin zirvesine kadar, tırnaklarıyla kazıya kazıya çıkmadı mı?

Alparslan Türkeş, Türk Milliyetçiliğinin Başbuğu sıfatını, birilerinin ikramıyla mı kazandı, yoksa tırnakları sökülerek, tabutluklarda insanlık dışı işkenceler görerek mi kazandı?

Necmettin Erbakan, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı makamına kadar, boş beleş sözlerle mı uzandı?

Bülent Ecevit, söz olsun diye mi ‘Karaoğlan’ ismini elde etti?

Turgut Özal, armut ağacının altında ağzı aleni uyuyarak mı elde etti, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı makamlarını?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ateş çemberlerinden geçerek, kendisine yönelen türlü muhtelif komploları, önleme gayretlerini boşa çıkararak, Türk Milletinin ‘Reisi’ oldu. Ülkeye ve millete insanüstü bir gayretle hizmet etmeye çabalarken, bir taraftan da içeriden ve dışarıdan kendisine karşı kurulan tezgâhlarla savaşım ederek yoluna devam ediyor.

Liderlik işte bu şekilde bir şeydir. Lider, iddia sahibidir. Lider, ülkesi ve milleti için kaygısı, derdi, hedefleri, ülküleri olan ‘adam’dır.

Hadi, başımızı CHP cephesine çevirip, dikkatlice bakalım. Ne görüyoruz? Orada bir ‘lider’ talibi görebilen var mı? Varsa, lütfen anlatsın, biz de öğrenelim, kimmiş bu ‘lider’ ve hangi meziyetleriyle önder sıfatını hak etmiş…

İstanbul’a hizmet için harcaması ihtiyaç duyulan milyarlarca lirayı, kendisini cilalaması için birtakım ‘Ajanslara’ aktarmakla ve bu ajansların cilalamasıyla bir devre yönetim edilebilir. Fakat, ittirmeyle, cilalamayla, perdahlamayla önder olunmaz.

Elimizi vicdanımıza koyup söyleyelim: Tam 4 yıldır İBB koltuğunda oturan şahıs, bugüne dek İstanbul için dişe dokunur ne yaptı?

Ya Ankara’nın başındaki hizmet özürlü Başkan, 4 yılı aşkın süredir, hangi ciddi ve mühim projeyi kazandırdı Başkente?

Su hizmeti derseniz, Ankaralılar 20 yıldır unuttukları su kesintilerini yeniden yaşamaya başladı.

Ulaşım hizmeti derseniz, Hükümetin yürüttüğü metro vs. çalışmaları dışında, mevcut otobüs filosu bile geçinmek ettirilemiyor.

Her geçen sene birazcık daha kalabalıklaşan trafiği rahatlatmak için 4 yıldır ne yapıldı? Hangi yeni yollar, arterler açıldı? Bir önceki dönemde başlamış birkaç köprülü kavşağın haricinde ne yapıldı?

Çöp toplama ve temizlik derseniz, bolluk versin, o işleri ilçe belediyeleri yapıyor.

Ülkenin 3 büyük ilinin belediyeleri, bütçeleri talan edilmiş, borç batağına sokulmuş, hizmet namına ortada asla bir şey görünmeyen hale getirilmiş. Bu belediyeler, personel maaşlarını ödemede bile zaafa düşürülmüş.

Peki, önder talibi diye yutturulmak istenen zatlar, hangi başarıları ve hizmetlerini kendilerine karine sayıyorlar?

Bu ‘Lidercik’ adaylarının asla birisi, Kemal Kılıçdaroğlu karşısında en ufak bir mevcudiyet gösteremez. Saman alevi gibi başladılar ve sönüp gittiler. Kemal Bey bunların hepsini hem teker teker hem de toplu olarak yiyebilecek siyasî beceri ve oyun kurma kabiliyetine sahiptir.

Belli ki, CHP Genel Başkanlığının kendisine ‘sunulmasını’ bekleyen zatlar da Kemal Bey’in yeteneklerinin farkındalar. Meselenin kenarında köşesinde dolaşıp, mertçe ortaya çıkamadıklarına göre…

CHP’deki bu hazin açmaz sadece o partinin problemi olsa, “Ne halleri var ise görsünler…” deyip geçebiliriz. Oysa Türkiye’nin, hakiki bir anamuhalefet partisine ve seçmenlerin gönül rahatlığıyla tercih edebileceği bir siyasî alternatife ihtiyacı var. O hakiki siyasî partinin de ‘yerli ve millî’ olması, siyaseti ciddiye alması, içeriksiz ve zırva çıkışlarla gündem olmaya çalışmak yerine, ülke problemleri için doğru muntazam bürokrasi üretmesi lazım.

Galiba CHP’nin toptan tasfiye olması haricinde bir çözüm yolu da görünmüyor.

Bir yanıt yazın

haber istanbul güncel haber istanbul güncel haber haber haber haber seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno porno seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye seks hikaye antalya masaj salonu antalya masaj salonu antalya masaj salonu sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye sex hikaye seks hikaye seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikaye seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri seks hikayeleri