EBU CEHİL kimdir? Ebu Cehil’in hayat hikayesi nedir?

İslam’ın yayılmaya başladığı dönemde, İslam Peygamberi Muhammed’in bildiri etmiş olduğu mesajlara ve Müslümanlara şiddetle karşı çıkan mühim adlardan biriydi. Peki, EBU CEHİL kimdir? Ebu Cehil’in hayat hikayesi nedir?

EBU CEHİL KİMDİR?

Ebû Cehil, İslam Peygamberi Muhammed’e ve Müslümanlara yönelik baskıları ve zulümleri destekledi. Müslümanları kötülemek ve itibarsızlaştırmak için muhtelif yolları denedi. Ebû Cehil, Muhammed’in tebliğine karşı hiddet dolu bir düşmanlık sergiledi ve Müslümanlara karşı açıkça düşmanca tavırlar aldı.

Ancak İslam’ın yayılması ve Müslümanların sayısının artmasıyla birlikte, Ebû Cehil ve aynısı kişilerin direnci zayıfladı. İslam’ın zaferi ve Mekke’nin fethi sonra Ebû Cehil de dahil olmak suretiyle birtakım düşmanları teslim oldu. Ebû Cehil ise, Uhud Savaşı’nda hayatını yitirdi. Onun yaşamı ve tavırları, İslam’ın erken dönemindeki zorlukları ve Müslümanların karşılaşmış olduğu direnci idrak etmek açısından önemlidir.

EBU CEHİL’İN HAYAT HİKAYESİ NEDİR?

İslam Ansiklopedisi’nde bulunan izahat şu şekildedir:

Yaklaşık 570’te Mekke’de doğdu. Asıl ismi Amr olup Kureyş’in Mahzûm koluna mensuptur. Ebü’l-Hakem olan künyesi İslâmiyet’e kini nedeniyle Hz. Peygamber tarafınca Ebû Cehil şeklinde değiştirilmiştir. Dârünnedve üyesi olan Ebû Cehil, Resûl-i Ekrem’in davetine başından beri karşı çıkmış ve müslümanlar aleyhinde hazırlanan tüm komplolarda yer almıştır. Velîd b. Mugire ile Ebû Cehil, kendi kabilelerine mensup olmayan birinin peygamberliğini hazmedemedikleri için Hz. Muhammed’e inanmayacaklarını açıkça söylemişlerdir.

Ticarî nüfuz ve servetinden güç alan Ebû Cehil yaşamı süresince İslâmiyet aleyhinde çalıştı, halkın müslüman olmasını engelledi, müslüman olanları da inançlarından vazgeçirmeye çaba etti. İslâmiyet’i karar veren şahıs toplumda itibarlı biri ise ona saygınlığını yitireceğini söyleyerek, ticaretle uğraşıyorsa kendisini iflâs ettirmekle tehdit ederek, kuvvetsiz ve kimsesiz ise onu döverek İslâm’dan döndürmeye çalıştı. Ashaptan Ammâr b. Yâsir ile annesine, babasına ve daha çoğu müslümana İslâmiyet’i kabul ettikleri için oldukça ağır işkenceler yaptı; Ammâr’ın anası Sümeyye’yi şehid etti. Ebû Cehil, ilk müslümanlardan olan üvey kardeşi Ayyâş b. Ebû Rebîa’yı aldatarak hicret etmiş olduğu Medine’den yeniden Mekke’ye götürdü ve orada hapsedip Medine’ye dönmesine senelerce mani oldu.

Ebû Cehil Mekke’ye gelen yabancılara karşı oldukça merhametsiz davranırdı. Bir defasında, malını satmak için Mekke’ye gelen Zübeyd kabilesine mensup bir tüccarın malına düşük fiyat biçti. Başka müşteriler ondan korktukları için daha oldukça fiyat veremediler. Zor durumda kalan tüccar Hz. Peygamber’e giderek durumunu söyledi ve onun vasıtası ile malını değeriyle sattı. Ebû Cehil bunu duyar duymaz Hz. Peygamber’in evine gidip kendisiyle kavga etti.

Kur’an âyetlerini yalanlayan, Resûl-i Ekrem’in halkı İslâm’a çağrı etmesine mâni olan Ebû Cehil ile on bir müşrik arkadaşı, halkın hac mevsiminde onunla görüşmesini engellemek ve onları inanç etmekten vazgeçirmek için aralarında iş kısmı yaparak (bk. el-Hicr 15/90) Mekke’nin girişlerini denetim dibine almışlardı. Resûl-i Ekrem’i kavminin gözünde ufak düşürmeye çalışan Ebû Cehil, bir defasında Hz. Peygamber Kâbe’de namaz kılarken üstüne deve leşi attırmıştı. Başka bigün de Safâ tepesinde bulunmuş olduğu sırada Hz. Peygamber ile ilgili fena laf söylemiş, bunu duyan Hamza, Kâbe civarında oturmakta olan Ebû Cehil’in yanına giderek onu başından yaralamıştı.

Hz. Peygamber, İslâmiyet’in yayılmasına yardımı olur düşüncesiyle birtakım nüfuzlu kişilerin müslüman olup hidayete ermeleri için Allah’a dua ederdi. İşte onun hidayete ermesini istediklerinden bir tanesi de Ebû Cehil idi. İlk müslümanlardan Habbâb b. Eret, Resûlullah’ın, İslâmiyet’i Ebû Cehil ya da Ömer b. Hattâb ile kuvvetlendirmesi için dua ettiğini bizzat duyduğunu söyler.

Hicretten birkaç sene ilkin Benî Mahzûm’un reisliğine getirilen Ebû Cehil, Hz. Peygamber’e ve müslümanlara her fırsatta sözlü ve fiilî saldırıda bulunmuş, müslümanlara karşı başlatılan boykotla onların Ebû Tâlib mahallesinde üç sene süresince tecrit edilmesine önderlik etmiş, dışarıdan yapılmak istenen yardımlara da mani olmuştur. Resûlullah’ın Medine’ye hicretine mâni olmak için Dârünnedve’de meydana getirilen toplantıda, onun her kabileden seçilecek ergenler tarafınca öldürülmesini öneri eden ve hicret gecesi evini muhasara dibine alarak öldürülmesini planlayan da gene Ebû Cehil’dir.

Hz. Peygamber, hicrî 1. senenin Rebîülevvel ayında (Eylül 622) Hamza’yı Ebû Cehil’in başkanlığındaki büyük bir tecim kervanına karşı sefere memur etti. Sîfülbahr Seriyyesi olarak malum bu seferden savaş yapılmadan dönüldü.

Ebû Cehil, müşriklerin muharebe ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bizzat karşıladığı Bedir Savaşı’nda ensardan Afrâ’nın oğlanları Muâz ve Muavviz tarafınca öldürüldü. Bu iki kardeşin onu yaraladıkları ve başının Abdullah b. Mes’ûd tarafınca kesildiği de rivayet edilmektedir. Ebû Cehil, katledilen öteki müşriklerle birlikte Bedir’deki kör kuyulardan birine atıldı. Hz. Peygamber’in bu ümmetin firavunu olarak tavsif etmiş olduğu Ebû Cehil hakkında, İslâmiyet aleyhindeki faaliyetleri, Resûl-i Ekrem’e ve ashabına yapmış olduğu zulüm ve haksızlıklar nedeniyle çoğu âyet nâzil olmuştur (bk. el-En’âm 6/108; el-Hicr 15/90; el-Alak 96/9-18). Müslümanlığı karar veren anası Esmâ bint Muharribe 13 yılı civarında (634) vefat etmiş, Mekke’nin fethinden sonra müslüman olan oğlu İkrime ise ünlü bir vali ve kumandan olarak İslâm’a hizmet etmiştir.

Serhıldan Hülakü

Dini Gündem Güncel Haberler

Bir yanıt yazın